AVUKAT
AZİZ AKSU

Avukat Aziz Aksu

14 Ocak 1972 — 3 Eylül 2024

Avukat Aziz Aksu, 14 Ocak 1972 tarihinde dünyaya geldi. Doğumu Dicle'de, memleketi Diyarbakır'dır. Yedi kardeşin üçüncüsüydü; kendisinden büyük iki kardeşi, kendisinden küçük ise iki erkek ve iki kız kardeşi vardır.

Marmara Hukuk Fakültesi'ni derece ile bitirdi ve kendi okulunda tezli yüksek lisansa kabul aldı. Ancak yüksek lisansı yarıda bırakıp iş hayatına atıldı. Çalıştığı onlarca büyük firma, bitirdiği onlarca büyük iş vardı. Haciz için köy köy, kasaba kasaba gezmiş; İstanbul'da ve Türkiye'nin dört bir yanında gezmediği, gitmediği, görmediği yer kalmamıştı. Otobüs yolculukları, araba yolculukları, uçak yolculukları... yaz kış demeden çalıştı. Hayatım boyunca tanıdığım en çalışkan, en örnek alınması gereken adamdır. Harita kullanmadan her köy yolunu, her arabanın gidebileceği yolları bilir, kafasına kazımıştı. Onun yanındayken "kayboldum, neredeyim" sorusunu sormazdınız.

İlgi alanları ve yetkinlikleri çok genişti; çok okur, çok görür, çok gezerdi. Binlerce kitap okumuştur; sadece okuduğu kitaplardan oluşan, 2+1 bir eve sığacak kadar geniş bir kütüphanesi vardır. Çocukluğumda beni en çok etkileyen şey, güçlü duruşu, kendini iyi ifade edebilmesi ve çok zeki olmasıydı. O, zamanının yapay zekasıydı bana göre. Hafızası çok genişti; her şeyi bilir, her şeyi hatırlar, hiçbir şeyi aksatmaz, unutmazdı. Ben çoğu işimi unuturdum, hatırlamazdım ama bilirdim ki işimin vakti geldiğinde babam hatırlar, bana hatırlatır, yazardı.

Onunla beraber vakit geçirmek keyifliydi, sıkılmazdım; sohbet edebilirdik. En iyi dostumdu, en iyi arkadaşımdı; çok yakın arkadaştık, beraber keyifli vakit geçirirdik. Çünkü herkese eşit davranırdı, her çocuğu severdi; kendi çocuklarına ve diğer çocuklara aşırı düşkündü. Kendisi için değil, bize iyi bir gelecek bırakabilmek için çalıştı, hep çalıştı. Aynı zamanda bizimle beraber hayattan keyif alarak vakit geçirirdik. Yurtdışına yaptığımız gezilerimiz hafızalarımıza kazındı; düzenli olarak Yunanistan'a giderdik, özellikle her sene 23 Nisan'da Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Selanik'teki evini ziyaret ederdik. Gittiği yerlerde arkadaş edinir, düzenli gittiği yerlere o sene gidemediğinde bile orada tanıştığı insanları arar, sorar, meraklanırdı. Aklınızda kazınması için Avukat Aziz Aksu ile beş dakika konuşmanız yeterli olurdu.

Koyu bir Fenerliydi; sporla tek yakınlığı Fenerbahçeli olmasıydı. Aziz Yıldırım'ı çok severdi — hem adaşı olduğu hem de memleketli olduğu için.

Hak yememeyi ve ne olursa olsun adil olmayı öğretti. Yalanı sevmezdi; çocukluğumuzdan beri bize, yani çocuklarına, dürüst olmayı aşıladı. Bir eşi ve dört çocuğu vardır; ben, Rutkay Aziz Aksu, en büyük erkek çocuğuyum. Bir tane kızı — ilk göz ağrısı — ve üç tane erkek oğlu vardır.

Yüksek lisans sürecinde af çıktığında, ben üniversitedeyken, kaydını yaptırıp tekrar öğrenci belgesini aldı ve yüksek lisans dersine bir kere gitti. Gittiğinde sınıf arkadaşlarının çocukları yaşında olduğunu görünce bir daha gitmedi. Ama yine de öğrenci kartını aldığında mutlu olduğunu görmüştüm. Avukatlık cübbesi ve diplomaları halen bende saklıdır.

4. evre kanser olduğunu, vefatından yaklaşık üç hafta önce, 11 Ağustos'ta öğrendim. Dünyam başıma yıkılmıştı, çünkü hastaneye 5 Ağustos 2024 tarihinde yatmıştı. O tarihte dahi hâlâ ayaktaydı ve fiilen çalışmaya devam ediyordu; kansere dair vücudunda en ufak bir tepki, en ufak bir halsizlik yoktu. Elimden kayıp gitti; o dönemleri asla unutamıyorum. 3 Eylül sabahı, saat 07:00'de, salı günü vefat ettiğinde hayat benim için durmuştu.

Kalemi güçlüydü. Emekli olunca hep istediği, çocukluğundan beri asıl istediği mesleği icra etmek istemiştir: gazetecilik. Kitap yazmak ve köşe yazarlığı yapmak hep istediği şeylerdi. Annemi tabiri caizse "tavlamak" için şiirler yazardı, güzel sözler yazardı; bize, çocuklarına da şiirler yazardı. Stresli bir dönemimde bir sabah uyandığımda onun güzel mesajları, şiirleri ya da uzun paragrafları ile hayata karşı daha motive olurdum.

Müzik kulağı da iyiydi; her dilden müzik dinlemeyi severdi, özel bulduğu parçaları kardeşlerine ve çevresine paylaşırdı. Hâlâ çevresindeki arkadaşları, kardeşleri, halalarım ve amcalarım bir konuyla ilgili konuştuklarında onunla alakalı şeyler paylaşmaktan mutluluk duyduklarını dile getirirler.

52 yıllık yaşantısı dolu doluydu — sayısız şehir, sayısız ülke gördü, ziyaret etti; sayısız insan tanıdı, sayısız kitap okudu, sayısız çalışması oldu. Gezmeyi, görmeyi çok severdi; beraber, özellikle yurtdışına çıkmayı severdik, düzenli olarak da çıkardık. Ben o günlerimizi hâlâ özlüyorum.

İnsanlara mesleğiyle alakalı yardımcı olmayı, çözüm yolu bulmayı, hayattaki problemleri çözmeyi seven bir insandı. Gözümde bir liderdi; uzun boylu, yakışıklı, kendisini çok iyi ifade edebilen, iyi bir dinleyiciydi. Vefat ettiğinde bile hâlâ çok yakışıklıydı.

Sen de bir not bırak.

Bir düşünce, bir fotoğraf, kısa bir video. Buradaki yere sen de beraber geçirdiğiniz bir anıyı veya içinden geçenleri yaz; bu anı ölümsüzleştirelim.

Video seçersen tarayıcında otomatik sıkıştırılır; yükleme daha hızlı olur.